Hayatımızı değiştirmek istediğimizde genellikle gözümüzü büyük hedeflere dikiyoruz.
"Daha disiplinli olacağım."
"Her gün spor yapacağım."
"Artık hiç ertelemeyeceğim."
"Yeni bir hayata başlayacağım."
Bu cümleler size de tanıdık geldi mi?
İşin ilginç tarafı şu; bu hedefleri koyduğumuzda gerçekten inanıyoruz. Hatta ilk birkaç gün oldukça motive hissediyoruz. Sonra bir gün planımız bozuluyor. Spor salonuna gidemiyoruz. Kitabımızı okuyamıyoruz. Erken yatamıyoruz. Ve zihnimiz hemen şu cümleyi kuruyor:
"Ben zaten devam ettiremiyorum."
Oysa belki de sorun irademizde değil.
Belki de değişimi yanlış yerde arıyoruz.
Büyük değişimler sessiz başlar
Hayatımızdaki en kalıcı değişimlerin çoğu büyük kararlarla değil, küçük tekrarlarla oluşur.
Bir gün on sayfa kitap okumak sizi bambaşka biri yapmaz.
Ama her gün on sayfa okumak, aylar sonra geriye dönüp baktığınızda büyük bir fark yaratabilir.
Bir gün yürüyüş yapmak da hayatınızı değiştirmez.
Ama bunu yaşamınızın doğal bir parçası hâline getirdiğinizde yalnızca bedeniniz değil, zihniniz de bundan etkilenmeye başlar.
Çünkü aslında bizi değiştiren şey, ara sıra yaptığımız büyük davranışlar değil; her gün tekrar ettiğimiz küçük davranışlardır.
Mükemmel olmak zorunda değiliz
Danışanlarımla konuşurken sık sık şunu fark ediyorum.
Çoğumuz değişmek istiyoruz ama bunu yaparken kendimizden çok büyük beklentiler içine giriyoruz.
Bir anda her şeyi değiştirmeye çalışıyoruz.
Sonra da bunu sürdüremediğimiz için hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Ben ise bazen tam tersini öneriyorum.
Belki bugün bir saat yürümek yerine on dakika yürümek daha gerçekçidir.
Belki elli sayfa kitap okumak yerine beş sayfa okumak daha sürdürülebilirdir.
Belki de değişimin sırrı tam olarak burada saklıdır.
Küçük ama devam edebilen adımlar.
Motivasyon her gün bizimle olmayacak
Keşke her sabah aynı enerjiyle uyanabilsek.
Ama olmuyor.
Bazı günler kendimizi çok iyi hissediyoruz.
Bazı günler ise en basit işi bile yapmak istemiyoruz.
Eğer bütün planımız motivasyona bağlıysa, motivasyon düştüğünde alışkanlıklarımız da kayboluyor.
Bu yüzden ben motivasyondan çok sürekliliği önemsiyorum.
Çünkü süreklilik, mükemmel olmaya çalışmaktan daha gerçekçi.
Her gün yüzde yüzünü vermek zorunda değilsiniz.
Bazen yüzde otuzla devam etmek bile hiç devam etmemekten daha değerlidir.
Davranışlarımız, kendimizle ilgili düşüncelerimizi de değiştiriyor
Alışkanlıkların en sevdiğim tarafı aslında burada başlıyor.
Küçük bir davranışı tekrar etmeye başladığınızda yalnızca rutininiz değişmiyor.
Kendinizle ilgili düşünceleriniz de değişmeye başlıyor.
Önceden "Ben bunu yapamam." derken, bir süre sonra "Ben devam edebilen biriyim." demeye başlıyorsunuz.
Bu değişim dışarıdan çok büyük görünmeyebilir.
Ama insanın kendine bakışını değiştiren şey çoğu zaman tam da bu oluyor.
Kendinize çok büyük bir hedef koymak zorunda değilsiniz
Belki bugün sadece beş dakikanızı kendinize ayırabilirsiniz.
Belki telefonunuzu elinize almadan önce pencereyi açabilirsiniz.
Belki kahvenizi içerken birkaç dakika sessiz kalabilirsiniz.
Belki uzun zamandır ertelediğiniz o yürüyüşü bugün on dakika yapabilirsiniz.
Bunlar küçük gibi görünüyor olabilir.
Ama insan zihni, tekrar edilen davranışları önemsemeye başlar.
Zamanla o küçük davranışlar kim olduğumuzun bir parçasına dönüşür.
Ve çoğu zaman büyük değişimler tam da böyle başlar.
Sessizce.
Kimse fark etmeden.
Hatta bazen biz bile fark etmeden.



