“Bir his var.” , “İçime doğdu.” , “Kötü bir şey olacakmış gibi hissediyorum.” ya da “ Kaygılandığım için mi böyle düşünüyorum yoksa gerçekten bir şeylerin ters gideceğini hissediyor muyum?” Sorularını birçoğumuz günlük yaşantısında sıkça düşünüyor belki de farkında bile olmadan dillendiriyor. Özellikle belirsizliğin hakimiyet kurduğu stresli ve önemli kararlar vermenin gerektirdiği anlarda bu ayrımı yapmak giderek zorlaşıyor. Bu aşamada ise kaygı ve sezgi birbiriyle karıştırılabiliyor.
Sezgi bireyin geçmiş yaşantıları, öğrenmeleri ve çevresel ipuçlarını hızlı ve çoğu zaman farkında olmadan değerlendirmesi sonucu oluşurken kaygı ise gelecekte yaşanılabilecek olumsuzluklara karşı bedeni ve zihni savunma mekanizmalarını geliştirmeye yönlendiren doğal bir duygudur. Peki kaygıyı ve sezgiyi nasıl tanırız? Kaygı, gerçekçi olmayan ihtimallere odaklanmaya başlanıldığında günlük yaşamı, işlevselliği, ilişkileri ve karar verme becerisini olumsuz etkilenmeye başladığında varlığını hissettirmiş olur. Çoğu zaman “ Kesin olacak.” gibi hissettirse de hissedilen ile gerçek çoğu zaman aynı değildir. Bu nedenle hislerimiz tek başına bir durumun gerçekliğini kanıtlamaz.
Günümüz psikolojisinde sezgi ise “altıncı his” ya da doğaüstü bir güçtense beynin geçmiş deneyimleri ve çevresel ipuçlarını hızlı bir şekilde işlemesi sonucu oluşun bilişsel bir süreç olarak ele alınır. Sezgi, bireyin tüm bu deneyim ve ipuçlarını hızlı bir şekilde değerlendirerek oluşturduğu içsel farkındalıktır. Sezgi genellikle sakin ve nettir. Aynı düşünceyi sürekli tekrar ettirmez. Kaygıda ise bu durum tam tersidir. Kişi zihninde düşünmeye başladığı durum ya da olayları tekrarlar ve içinden çıkılması zor bir hal alır. Sezgi felaket senaryoları üretmez. Sezgi olumlu ya da olumsuz olabilecekken kaygı olumlu düşünce yapısı ile başlasa bile çoğu zaman bireyi olumsuz düşünce ve gerçeklik dışı düşünce kalıplarına iter.
Kaygı da sezgi de bize bir şeyler anlatmaya çalışır. Yolumuzu hangisi ile yürüyeceğimizi ise biz belirleriz. Kaygı ve sezgi bireyin fırsata çevirebileceği duygu ve düşünceleri kendi içinde barındırır. Ancak kaygı çoğunlukla olası tehlikelere karşı alarm verirken, sezgi sessizce işlediği bilgileri fark etmemizi sağlayabilir. Bu iki deneyim birbirine benzese de aralarındaki farkı anlamak daha sağlıklı kararlar almamıza yardımcı olabilir. Unutmayın her deneyim ve kavram hayatın bir parçası, kimi zaman bu parçaları ayırmak kimi zaman ise birleştirmek gerekir.



