Psikolojik Danışmanlık Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Psikolojik danışmanlık hakkında konuşulduğunda, çoğu zaman danışmanlığın kendisinden önce onunla ilgili düşüncelerimiz karşımıza çıkıyor. "Benim ciddi bir…
Psikolojik danışmanlık hakkında konuşulduğunda, çoğu zaman danışmanlığın kendisinden önce onunla ilgili düşüncelerimiz karşımıza çıkıyor.
"Benim ciddi bir problemim yok."
"Psikolojik danışmanlığa yalnızca çok zor durumda olan insanlar gider."
"Bir arkadaşımla konuşmam yeterli."
"Danışman bana ne yapmam gerektiğini söyleyecek."
"İlk görüşmede bütün hayatımı anlatmam gerekecek."
Bu cümlelerin birçoğu oldukça tanıdık.
Üstelik psikolojik danışmanlık hakkında doğru bilinen yanlışlar, bazen insanların ihtiyaç duydukları desteği ertelemelerine de neden olabiliyor.
Bu nedenle gelin, psikolojik danışmanlık hakkında sık karşılaşılan bazı düşüncelere birlikte bakalım.
"Psikolojik danışmanlığa sadece ciddi sorunları olan insanlar gider."
Belki de en yaygın yanlışlardan biri bu.
Psikolojik danışmanlık almak için hayatınızın tamamen kontrolden çıkmasını beklemeniz gerekmiyor.
Bazen bir ilişkiyle ilgili yaşanan kararsızlık, bazen iş hayatındaki yoğunluk, bazen bir kayıp, sınav süreci veya uzun süredir devam eden bir huzursuzluk kişiyi destek aramaya yöneltebilir.
Bunun yanında kişi kendini daha iyi tanımak, yaşamındaki bir değişim dönemini anlamlandırmak veya belirli bir konuda farklı bir bakış açısı kazanmak için de psikolojik danışmanlık sürecine başlayabilir.
Yani psikolojik destek almak için yaşadığınız güçlüğün "yeterince büyük" olduğuna karar vermeniz gerekmiyor.
"Psikolojik danışman bana ne yapmam gerektiğini söyleyecek."
Psikolojik danışmanlık, hazır cevapların verildiği bir süreç değildir.
Danışman, kişinin hayatıyla ilgili kararları onun yerine vermez.
Bunun yerine kişinin kendi düşüncelerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve seçeneklerini daha iyi fark etmesine alan açar.
Çünkü aynı durumun içerisinde bulunan iki farklı insanın ihtiyaçları birbirinden tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle danışmanlık sürecinde amaç "Senin yerinde olsam şunu yapardım." demekten çok, kişinin kendi yolunu daha net görebilmesine yardımcı olmaktır.
"İlk görüşmede bütün hayatımı anlatmam gerekiyor."
Hayır.
İlk psikolojik danışmanlık görüşmesi, hayat hikâyesinin baştan sona anlatılması gereken bir görüşme değildir.
İlk görüşmede kişinin danışmanlık alma nedeninin, mevcut ihtiyaçlarının ve beklentilerinin anlaşılması önemlidir.
Ancak her şeyin ilk görüşmede konuşulması gerekmez.
Bazen kişi nereden başlayacağını bilemeyebilir.
Bazen anlatmak istediği konuyu kelimelere dökmekte zorlanabilir.
Bazen de bazı konuları paylaşmak için zamana ihtiyaç duyabilir.
Bunların hepsi danışmanlık sürecinin doğal parçaları olabilir.
"Bir arkadaşımla konuşmakla aynı şey."
Bir arkadaşın dinlemesi, destek olması ve yanında bulunması elbette çok değerlidir.
Ancak arkadaşlık ilişkisi ile profesyonel psikolojik danışmanlık aynı şey değildir.
Psikolojik danışmanlık; mesleki eğitim, etik ilkeler, gizlilik ve profesyonel sınırlar çerçevesinde yürütülen bir süreçtir.
Arkadaşınız size kendi deneyimlerinden hareketle tavsiye verebilir.
Bir psikolojik danışman ise sizin deneyiminizi anlamaya ve sizin için anlamlı olan noktaları birlikte keşfetmeye odaklanır.
Bazen insanın ihtiyacı "Boş ver, takma." cümlesini duymak değil, neden bu kadar etkilendiğini anlayabilmektir.
"Psikolojik danışmanlık yıllarca sürer."
Her danışmanlık sürecinin aynı şekilde ilerlemesi beklenmez.
Sürecin sıklığı ve süresi; kişinin ihtiyaçlarına, ele alınan konuya, belirlenen hedeflere ve danışmanlık sürecinin ilerleyişine göre farklılaşabilir.
Bazı kişiler belirli bir konu üzerinde çalışmak için daha kısa süreli destek alırken, bazı kişiler daha uzun süreli bir danışmanlık sürecine ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle "Başlarsam yıllarca devam etmek zorunda kalırım." düşüncesiyle destek almaktan vazgeçmek yerine, öncelikle ihtiyaçları değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
"Yardım istemek güçsüz olduğumu gösterir."
Aslında yardım istemek çoğu zaman kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesiyle ilgilidir.
"Şu anda zorlanıyorum."
"Bu konuda desteğe ihtiyacım var."
"Tek başıma farklı bir bakış açısı geliştirmekte zorlanıyorum."
diyebilmek, kişinin kendisiyle dürüst bir ilişki kurmasının bir parçası olabilir.
Psikolojik danışmanlık almak, hayatınızın sorumluluğunu bir başkasına bırakmak anlamına gelmez.
Tam tersine, kendi yaşamınıza ve iyi oluşunuza zaman ayırmak anlamına gelebilir.
"Psikolojik danışman benim ne düşündüğümü hemen anlar."
Psikolojik danışmanlık bir zihin okuma süreci değildir.
Danışman sizi tanımaya çalışır, sorular sorar, dinler ve paylaşımlarınız üzerinden birlikte düşünür.
Bu nedenle kendinizi mümkün olduğunca açık ifade etmeniz önemlidir.
Ancak her şeyi hemen anlatabilmeniz de beklenmez.
"Bunu anlatmak benim için zor."
demek bile önemli bir paylaşım olabilir.
"Psikolojik danışmanlıkta sadece sorunlardan konuşulur."
Psikolojik danışmanlık yalnızca yaşanan problemlere odaklanmakla sınırlı değildir.
Kişinin güçlü yönleri, ilişkileri, hedefleri, kararları, yaşamındaki değişimler ve kendisiyle kurduğu ilişki de danışmanlık sürecinin bir parçası olabilir.
Bazen kişi bir sorunu çözmek için değil, kendini daha iyi tanımak için de psikolojik danışmanlık desteği alabilir.
Çünkü insan yalnızca yaşadığı sorunlardan ibaret değildir.
Belki de en büyük yanlış...
Psikolojik danışmanlık hakkında en temel yanlışlardan biri, destek almak için her şeyin çok kötü bir noktaya gelmesini beklemektir.
Oysa kişinin yaşadığı güçlüğün dışarıdan ne kadar büyük göründüğünden çok, kişinin bunu nasıl deneyimlediği önemlidir.
Bir konu uzun süredir zihninizi meşgul ediyor olabilir.
Bir kararın içinde sıkışmış hissediyor olabilirsiniz.
Bir davranışınızı değiştirmek isteyebilirsiniz.
Kendinizi daha iyi tanımaya ihtiyaç duyabilirsiniz.
Bunların her biri psikolojik danışmanlık hakkında bilgi edinmek ve profesyonel destek seçeneklerini değerlendirmek için yeterli bir neden olabilir.