Size küçük bir itirafta bulunayım.
İlk görüşmeye gelen insanların büyük bir kısmı odaya oturduktan sonra birkaç saniye sessiz kalıyor.
Sonra da bana dönüp neredeyse aynı cümleyi söylüyor.
"Ne anlatacağımı hiç bilmiyorum."
İşin güzel tarafı şu...
Ben de tam o noktada "Harika, buradan başlayabiliriz." diye düşünüyorum.
Çünkü psikolojik danışmanlık sürecinde mükemmel bir başlangıç yapmak diye bir şey yok.
Doğru cümleyi kurmak zorunda değilsiniz.
Hayatınızı kronolojik sırayla anlatmanız gerekmiyor.
Hatta bazen neden orada olduğunuzu tam olarak bilmiyor olabilirsiniz.
Biliyor musunuz?
Bence bunların hepsi çok normal.
"Ya konuşamazsam?"
Bu soru bana sandığınızdan çok daha fazla geliyor.
İnsanlar ilk görüşmeye gelirken sanki karşılarında onları değerlendirecek biri varmış gibi hissedebiliyor.
Sanki doğru şeyleri söylemeleri gerekiyormuş gibi...
Oysa benim için önemli olan şey bu değil.
Ben ilk görüşmede sizi tanımaya çalışıyorum.
Sizin dünyanızı.
O güne kadar neler yaşadığınızı.
Bugün burada olmanıza neyin sebep olduğunu.
Bazen bunu uzun uzun konuşuyoruz.
Bazen sadece birkaç cümleyle.
Bazen de sessizlik oluyor.
Ve inanın bana...
Sessizlik de konuşmanın bir parçası.
Her şeyi ilk gün anlatmanız gerekmiyor.
Bunu özellikle söylemek istiyorum.
Çünkü birçok kişi ilk görüşmede bütün hayatını anlatması gerektiğini düşünüyor.
Hayır.
Psikolojik danışmanlık böyle ilerlemiyor.
Güven dediğimiz şey zamanla oluşuyor.
İnsan kendini güvende hissettikçe anlatmaya başlıyor.
Bazen ikinci görüşmede.
Bazen beşinci görüşmede.
Bazen çok daha sonra.
Bunun doğru ya da yanlış bir zamanı yok.
Bana "Nasıl hazırlanmalıyım?" diye soruyorlar.
Cevabım hep aynı.
Hazırlanmayın.
Gerçekten söylüyorum.
İsterseniz konuşmak istediğiniz birkaç konuyu not alın.
Ama bunun dışında kendinizi hazırlamaya çalışmayın.
Çünkü ben kusursuz hazırlanmış bir insanla tanışmak istemiyorum.
Ben sizi tanımak istiyorum.
Olduğunuz hâlinizle.
Bir şeyi daha bilmenizi isterim.
İlk görüşmeden çıktığınızda kendinizi inanılmaz iyi hissedebilirsiniz.
Ya da tam tersi...
"Anlatacak daha çok şeyim varmış." da diyebilirsiniz.
İkisi de normal.
Çünkü psikolojik danışmanlık, tek seansta bütün düğümlerin çözüldüğü bir süreç değil.
Bir yolculuk.
Ve her yolculuk gibi bunun da ilk adımı var.
Son olarak...
Eğer bu yazıyı okuyorsanız, belki de psikolojik destek almayı düşünüyorsunuz.
Belki uzun zamandır düşünüyorsunuz.
Belki de ilk kez aklınızdan geçti.
Şunu bilmenizi isterim.
İlk adım çoğu zaman en zor olanı.
Ama o adımı attıktan sonra, gerisini tek başınıza yürümek zorunda değilsiniz.



