Erteleme Alışkanlığı ve Akademik Motivasyon Arasındaki İlişki
Bir ödevi yapmak için yeterince zamanınız vardır. Hatta belki ne yapmanız gerektiğini de biliyorsunuzdur. Ama bir türlü başlayamazsınız.
“Biraz dinleneyim, sonra başlarım.”
“Akşam daha iyi çalışırım.”
“Yarın erken kalkıp hallederim.”
Sonra akşam olur, yarın gelir ve yapılması gerekenler birikmeye devam eder. Üstelik yalnızca işler birikmez; insanın aklında bir de yetiştiremediği şeylerin ağırlığı kalır.
Özellikle öğrencilik döneminde bu durum oldukça tanıdıktır. Ders çalışmayı ertelemek, sınava hazırlanmaya başlayamamak veya bir ödevi sürekli son güne bırakmak zamanla akademik motivasyonu da etkileyebilir.
Peki, erteleme alışkanlığı ile akademik motivasyon arasında nasıl bir ilişki var?
Ertelemek her zaman tembellik midir?
Bir öğrencinin ders çalışmayı ertelemesi, onun tembel veya sorumsuz olduğu anlamına gelmez.
Bazen öğrenci nereden başlayacağını bilemez. Bazen başarısız olmaktan korkar. Bazen de önündeki görev gözünde o kadar büyür ki ilk adımı atmak zorlaşır.
Örneğin matematikte eksikleri olan bir öğrenci, hangi konudan başlayacağına karar veremediği için çalışmayı sürekli erteleyebilir. Başka bir öğrenci ise çok çalışmasına rağmen istediği sonucu alamayacağını düşündüğü için masaya oturmak istemeyebilir.
Dışarıdan bakıldığında ikisi de ders çalışmıyordur. Ancak ertelemenin arkasındaki nedenler birbirinden oldukça farklı olabilir.
Bu nedenle akademik ertelemeyi anlamak için yalnızca öğrencinin ne yaptığına değil, yapması gereken işe karşı ne hissettiğine de bakmak gerekir.
Erteleme alışkanlığı akademik motivasyonu nasıl etkiler?
Akademik motivasyon, öğrencinin öğrenmeye, çalışmaya ve hedeflerine ulaşmaya yönelik isteğiyle ilişkilidir. Bu motivasyon her gün aynı düzeyde olmayabilir. Önemli olan, isteğin azaldığı dönemlerde öğrencinin nasıl hareket ettiğidir.
Erteleme alışkanlığı bu noktada bir kısır döngü oluşturabilir.
Öğrenci çalışması gereken işi erteler. Zaman daraldıkça kaygısı artar. Kaygı arttıkça çalışmaya başlamak daha zor hale gelir. Sonunda öğrenci ya işi son anda yetiştirmeye çalışır ya da istediği performansı gösteremez.
Bu deneyim tekrarlandığında kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler geliştirebilir:
“Ben zaten düzenli çalışamıyorum.”
“Ne kadar uğraşsam da yetiştiremiyorum.”
“Ben başarılı bir öğrenci değilim.”
Zamanla öğrenci, belirli bir derste zorlanmasını kendi kapasitesinin bir göstergesi olarak görmeye başlayabilir. Böylece yalnızca çalışma düzeni değil, akademik özgüveni de etkilenebilir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Erteleme ve düşük motivasyon her zaman aynı sırayla ortaya çıkmaz. Bazen motivasyonun azalması ertelemeyi artırırken bazen sürekli ertelemek öğrencinin motivasyonunu düşürebilir.
Öğrenciler neden ders çalışmayı erteler?
Ertelemenin tek bir nedeni yoktur. Öğrencinin yaşına, akademik geçmişine, çalışma ortamına ve duygusal durumuna göre farklı nedenler öne çıkabilir.
1. Başarısızlık korkusu
Bazı öğrenciler için çalışmaya başlamak, başarısız olma ihtimaliyle yüzleşmek anlamına gelir.
“Ya yine yapamazsam?” düşüncesi, öğrencinin denemekten kaçınmasına neden olabilir. Çalışmaya başlamadığında ise başarısızlık ihtimaliyle karşılaşmayı bir süreliğine ertelemiş olur.
Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu davranış, uzun vadede eksiklerin artmasına ve kaygının güçlenmesine yol açabilir.
2. Mükemmeliyetçilik
Her şeyi eksiksiz yapmaya çalışan öğrenciler, bazen işe başlamakta zorlanır.
Notlarının çok yüksek olması gerektiğini düşünen veya bir konuyu tamamen öğrenmeden diğerine geçmek istemeyen bir öğrenci, çalışmaya ayıracağı zamanı planlamakta güçlük çekebilir.
Oysa öğrenme süreci her zaman kusursuz ilerlemez. Yanlış yapmak, eksikleri fark etmek ve gerektiğinde yeniden denemek bu sürecin doğal parçalarıdır.
3. Hedeflerin belirsiz olması
“Bugün çok çalışacağım.” cümlesi kulağa motive edici gelebilir. Ancak neyin, ne kadar süreyle yapılacağı belli değilse başlamak zorlaşabilir.
Buna karşılık “Bugün matematikte 20 soru çözeceğim ve yanlışlarımı inceleyeceğim.” gibi somut bir hedef, öğrencinin ne yapacağını netleştirir.
4. Yorgunluk ve dikkat dağıtıcılar
Yoğun okul temposu, yetersiz uyku, dinlenmeye yeterince zaman ayıramamak ve telefon bildirimleri de çalışma düzenini etkileyebilir.
Bu durumda öğrencinin ihtiyacı yalnızca daha fazla disiplin olmayabilir. Bazen çalışma ortamını düzenlemek, uyku alışkanlıklarını gözden geçirmek veya gerçekçi bir program hazırlamak daha işlevsel bir başlangıçtır.
Erteleme alışkanlığı nasıl azaltılabilir?
Ertelemeyi azaltmak için öğrencinin bir anda çok disiplinli birine dönüşmesi gerekmiyor. Asıl amaç, çalışmaya başlamayı kolaylaştıran ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak.
Küçük bir başlangıç yapın.
Bir saat boyunca ders çalışmayı hedeflemek yerine 10 dakika ile başlayabilirsiniz. İlk amaç bütün konuyu bitirmek değil, masaya oturup işe koyulmaktır.
Görevleri parçalara ayırın.
“TYT matematik çalışacağım.” yerine “Bir konunun özetini okuyacağım, ardından 10 soru çözeceğim.” demek daha yönetilebilir bir hedef oluşturur.
Motivasyonun gelmesini beklemeyin.
Bazen insan önce istek duyar, sonra harekete geçer. Bazen de harekete geçtikten sonra çalışma isteği oluşur. Her zaman motive hissetmeyi beklemek, başlangıcı gereksiz yere geciktirebilir.
Kendinizi yalnızca sonuçla değerlendirmeyin.
Bir denemede düşük net yapmak veya planladığınız kadar soru çözememek, başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Sonuçları değerlendirirken ne öğrendiğinize ve bir sonraki çalışmada neyi değiştirebileceğinize de bakın.
Planınıza dinlenmeyi de ekleyin.
Gerçekçi olmayan çalışma programları kısa sürede yorucu hale gelebilir. Dinlenmeye yer veren, öğrencinin ihtiyaçlarına uygun bir programı sürdürmek genellikle daha kolaydır.
Ne zaman destek almak düşünülebilir?
Erteleme alışkanlığı uzun süredir devam ediyorsa, öğrencinin akademik başarısını belirgin biçimde etkiliyorsa veya yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve kendine yönelik olumsuz düşüncelerle birlikte görülüyorsa profesyonel destek düşünmek faydalı olabilir.
Psikolojik danışmanlık sürecinde öğrencinin erteleme davranışının arkasındaki etkenler ele alınabilir. Hedef belirleme, zamanı planlama, duygularla başa çıkma ve daha işlevsel çalışma alışkanlıkları geliştirme üzerine çalışılabilir.
Buradaki amaç öğrenciyi sürekli ders çalışmaya zorlamak değil; kendi ihtiyaçlarını tanıyan, gerçekçi hedefler belirleyen ve başladığı işi sürdürmek için uygun yöntemler geliştirebilen bir öğrenci olmasına yardımcı olmaktır.
Sonuç: Başlamak, motivasyonun bir parçasıdır
Erteleme alışkanlığı, öğrencinin potansiyelini kullanmasını zorlaştırabilir. Ancak bu davranış değiştirilemez bir kişilik özelliği değildir.
Bazen büyük bir program hazırlamak yerine küçük bir adım atmak daha anlamlıdır. Bazen de öğrencinin neden başlayamadığını anlamak, ona yeni bir çalışma planı vermekten daha önemlidir.
Akademik motivasyon her zaman yüksek olmak zorunda değil. Önemli olan, motivasyonun azaldığı günlerde de öğrencinin kendisine uygun bir başlangıç yolu bulabilmesi.
Çünkü düzenli çalışmayı öğrenmek, yalnızca daha fazla ders çalışmak değil; zamanı, beklentileri ve kendi sınırlarını tanımayı da içerir.

